Kadir Suresi, ilk beş ayetinin nüzulüne atıfla başladığından, denilir,
tartışmasız olarak Mekke döneminin başlangıcına aittir.
Bu surelerin yer adı bir farklılığı da anımsatıyor. Mekki diyince bilinç, Medine diyince bilgi, kural, biçim akla geliyor. O halde bir Kur’an okuru, her hangi bir surenin bilincini mi bilediği, bilgisini mi artırdığına bakarak da özgün bir sınıflandırma yapabilir.
Ya da bütün sınıflandırmaları bırakarak der ki bu, evrende her yere, her şarta inebilecek, indirgenebilecek bir sure. Nereye gitsem, nasıl bir dönem yaşarsam yaşayayım bana vereceği bir anlam var.
Koşulsuz gök gibi bu kitap…
Ayrıca yaşamım boyunca oluşacak bütün nüzul sebeplerim, başıma gelecek bütün olaylarda bana vereceği anlam çeşitliliği olacaktır.
Kitap biraz da budur.
Anlamın, değişen hayat şartlarına göre ahengi vardır. Uyumsuz ve bütünüyle aynı durmaz öyle satırlarda. Satırlardan iner. Ve okurun yaşamının o anki şartlarına göre eskisinden, değişmez saklısından yeni şeyler söyler…
Hangi döneme ait olduğu bir yere kadar önemlidir. Önemli olan şey okurun bu surede/bu ilahi okuma bölümünü hangi döneminde anlayacak ve yaşayacak olduğudur. Yani belki hiçbir başka insan değil, ona, onun hayatının hangi dönemine indiğidir.
Onda nasıl bir döngü, bir dönüşüm, bir hayat dokunuşu yaratacak olduğudur.
Tenzil inme olduğu kadar indirgemedir belki de.
İndirmenin başlangıcında Yaratan, sonunda insan vardır. Son Elçi tenzil in evrensel yardımcısıdır. O’na inen Ruh da…Ruhu ruhuna alan gönüllü hakikat elçileri de…Okur Yaratan dan alır gibi O’ndan/onlardan alır ve tenzile; anlayıncaya kadar okumaya devam eder.
Tenzilin son hali ise muhakkak yaşamadır.
1.BİZ bu ilahî kelâmı Kadir Gecesi'nde indirdik.
Fıtrat ve kitabın uzak yakınlığını görür insan bu kitapla yanyana geldiğinde. Der ki; ilk halim: ellenmemiş doğam ise, son, olması gereken halim de kitabım…
Kitap; insanın benliği üzerinde tanrısal tasarrufunu anlatır.
İlk doğasını son olgunluğa, ilkellikten mükemmelliğe nasıl götüreceğini...
Bir ilk vahiy gecesidir bu gece. Vahyi, gerçeği anlatan bir cümleyi, bir işareti, sembolü, olayı, bir objeyi... Anlayabildiği, anlamlandırabildiği gece.
Okurun tanrısal bir akla varabildiği anlardır.
Gece, hayatın bir yarısıyla uyumasıdır.
Toprağı yere serilirken, havası ayaklanır. Alamadığı gök solukları almaya başlayabilir.
Gece bedensel dinginlik ve ruhsal ayaklanma zamanıdır.
Daha çok güneşin olmadığı, hayat telaşının ısınmadığı ve kaynamadığı, ay ve yıldızların kişiye özel ışıttığı ve kalabalıkların, gürültülerin, sıradanlıkların, meşgalelerin, rutinlerin, bezginliklerin, yorgunlukların bittiği bir karanlığa karşılık gelir.
Ancak vahiyden, tanrısal işaretlerden hayatın anlamını yakaladığı her dingin an okurun gecesidir, dinginliğidir, sekinetidir.
Anlamı yakalamak salt zihinde çözümlemekle kalmayan bi' yakalamaca, bulmacadır. Ve anladığı güzelliği, bir hayat ilkesini yaşayabilmek asıl inişidir o hakikatin.
Bir ayet anladığı zaman insana doğru inişe başlar. Fakat asıl yaşadığında inişini, tenzilini tamamlar. İşte o ilke, amaçladığı toprağa bir soluk vermiş, o mekana yaşamsal bir değer olarak varmıştır. Söz hayata dokunmuş ve hayatı hareketlendirmiştir. Yaşanan an kadri, değeri bilinen bir andır. Kadir gecesidir.
Öyleyse belki de kadri bilinen, tanrısal bir ölçüye göre değerlendirilmiş olan her an kadir gecesidir.
2. Bilir misin nedir Kadir Gecesi?
Bilinmesini istiyor. Geceyi, gecenin temsil ettiği dinginliği, anlam arayışını, buluşları, değerlendirmenin güzelliğinin bilinmesini istiyor. Gecenin anlam ve önemini bildirmek istiyor.
3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır:
Ömürlük bir gecedir. Ömre değer bir anı içinde saklayan bir gece…
İnsanın anlamı yakalayabildiği, bir aydınlanma yaşadığı, hayatının anlamlandığı, bir adım daha öteye, gelişim ve olgunlaşmaya varabildiği, iyi değerlendirebildiği, değer aldığı ve değer verdiği, değer ürettiği her an/zaman kadridir insanın. Ömre bedel anıdır.
Binlerce ay yaşamaz belki. Fakat an gelir yaşar.
O an mevcudu sorguladığı, olanın tahtını salladığı, olanın ötesine geçebildiği bir keşif, bir buluş, bir buluşma anıdır.
Anlamla buluşur insan.
Allah’la buluşur.
İyilikle, güzellikle, adaletle…yüce değerlerle, insani, evrensel değerlerle, ölçülerle buluşur.
Anı hayata uzatmalıdır.
Hayatı an da özleştirmelidir.
An ömrünün özeti özü olmalıdır.
Hayatının bütünü ise o anın uzun uzun açıklanması gibi olmalı…
4.O gece melekler, Rablerinin izniyle ilahî bir esin taşıyarak bölük bölük inerler; insanı her türlü kötülük]ten emîn kılar bu gece, ta şafak vaktine kadar.
Hayatın yarısı olan geceyi anlam aramada ideal bir zaman dilimi olarak değerlendirmeyi öğreten bir sure…
Değerlendirilebilen gecenin değerli bir gündüz, değerli bir hayat üreteceğini söyleyen…
İyi bir okur gece anlam aramaya çıkar. Çünkü gündüz anlamlı yaşamak ister.
Araya hayat telaşe angarya girmeden anlam aramaya çıkan insan güçlenir.
Vahyi: ilahi mesajı, evrende veya kitaptaki herhangi bir işareti çözümlemeye çalışan, istekli bir zihnin ciddi merakı bir melekedir. Güçtür. Sonra artarda açılan ufku, anlayış ve kavrayış açıklığı, okuma gücü, akıl yürütme gücü,
suskusu, sükuneti, sekineti,
dinginliği, huzuru arayışçıyı destekleyen soyut güçlerdir.
Melekler bölük bölük, esinler, ilahi anlamlar olarak iner duru. Düşünerek arayan her arayışçıya bir ilham, bir esin olacaktır. Ve belki de inen
Cebrail/ ruh
bütünüyle varlığın, ayetin, Kur’an’ın evrenin anlamıdır.
Hayatın, hayat içindeki herhangi bir şeyin, yoğunlaşılan herhangi bir konunun hakiki anlamına erdiren ruhsal güçtür.
Arama halinin sürekliliği meleklerin de tekrar tekrar inişlerini, esinin duraksamadan inmeye devam edişini cezbeder.
Anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan bir insanın aklen ve kalben, ruhen güçleneceği müjdesidir bu. Ve beklenen şudur doğal olarak: bu bilincin getireceği zihinsel arınma/bakış açısındaki olgunluk, hayatı değerlendirmedeki düzey onu kendi iç barışına ve esenliğe çıkaracaktır.
Şafak vakti ise, gecenin, gerek hayatın genel anlamının gerekse takıldığı herhangi bir hayat konusunun çözümlenmesini anımsatıyor. Şafak, o konudaki bilgiden bilince geçişi ifade ediyor sanki. Tam aydınlığa geçişi. Daha doğruya yaklaşmayı…Bir de şafağın peşi sıra yaşamın hareketlendiği bir zaman dilimidir.
Yani bilinç aydınlığının bilgiyi yaşam içinde harekete geçiren olması gibi...
Gece aramayı, şafak buluşu, bilinci yakalamayı, sabah ise yaşamayı temsil ediyor…
Ruh inecek son on gece… Değerli Melek; Cebrail okuru, insanı sıkıştıracak ve diyecek ki: “Oku, anla, merak et, keşfet, çözümle, analiz et, muhakeme et, kavra, yaşa!”… Bu emri vakileri gönlü tutuyorsa Cebrail’iyle barışıktır insan.