"Böyle deniz gibi olacaksın.
Geçtin mi çok ciddi dalga geçeceksin kendinle!" demiştim yıllar önce.
Kişi olma yolculuğu, tekamül adına; hep daha üst düzeye öykünen nadir zatın kimi alt basamaklarda düşündüğü-doğru sandıklarıyla ve yapageldiği kimi şeylerle nerdeyse alay edebilecek bir güzergahta seyr etmesini kast etmiştim. Kendini kınayabilme, hatasını fark edebilme ve kıvrak bir dosdoğruluk manevrasını gösterebilme tekamül ün vazgeçilmez basamakları zira.
Şimdiki deniz veya mizah la hiç ilgisi yoktu tabii ki. Hakaret aşağılık kompleksinin zirve yaptığı bir çukur fakat tepe zannediliyor:) Tepeden tepeden konuşulduğu sanılıyor. Yazık... Hep başkalarını aşağılamayı kendi seviyelerinin kaldıracı görenler -ah keşke- kendilerini karşıdan bir görebilselerdi... gülmekten ölürlerdi. Acı acı...
Asıl mizahı yaşamlarıyla sahneleyen onlar. Fakat bunu fark edememek bu mizahı acıma duygusu veren bir şova da dönüştürüyor. Ne diyelim buna; cringe komedi mi... Beşerî Komedya mı...
Ne var ki zaten bu toplumun kimi kesimlerinde, gündelik yaşamın ve her zaman ve zeminin bir parçası olarak, insani ve güzel olacak her şeyin önünü keserek@ bir eşkiya gibi aramızda yaşatılan sonsuz bir "karşı ötekileştirme" var. Hep mi tepkisel, abartılı ve ne yazık ki toptancı bir nefret dili olur ya hu bu insanlarda... Fakat bakıldığında aslında sabah akşam savundukları ve o şemsiye altında saldırıp durdukları kimlikleri ile de barışık değiller. Kimliklerinin kadim sabitelerinden, ana kaynaklarından bihaber eyyamcılık yapıyorlar. Terk ettiği kimliğini deli gibi özleyen ve geri dönerse günahlarını daha çok özleyecek olan arafcılar da çok.
Hakkaten bu durum tam anlamıyla bir eyyamcılık... Ortada savunulan bir "öz" yok; sadece bir etiket, bir kulüp taraftarlığı vardır. Kimliğin kadim sabitelerinden beslenmeyen her aidiyet, eninde sonunda reaksiyoner olacak tabii ve elbette ki tepki üreten, yıkıcı bir kabile asabiyetine dönüşecek...
İnsanlar, kendilerini o savundukları şemsiyenin altında güvende hissederken aslında o şemsiyenin dizi, direği çürüyor. Şemsiye güneş ve yağmurla gizliden görüşüyor, haberleri yok. Fakat şu öfke ve nefret uzun vadeli deprem gibi yıkıcılığını sürdürüyor. Aynalar onları kıramayacak kadar kırgın. Ümitsiz. Aynası kırılan biri veya bir kesimi düşünün! Kendisiyle dalga geçmeyi bırakın, daima başkasıyla ... o da değil daima başkasının kutsalıyla dalga geçiyor.