Mesele kişisel bir mesele değilse ve memleket söz konusuysa sadakat liyakata dahildir. Hariçmiş gibi düşünülüyor.
Liyakati sadece "teknik beceri"ye indirgemek, ahlaki ve niteliksel boyutu gözden kaçırmanın en somut örneklerinden biri olarak dolaşıyor ülkemizde. (Öte yandan sadakat ilkesine sahip olanların liyakat için kendilerini yetiştirmeleri sürecine fazlasıyla girilmiş olması da sevindirici. Bu bir ötekileştirme filan değil. Memleketine saygı ve sevgili ol yeter...)
Liyakat denilen şey sadece o işi profesyonel manada yapmak değil, işini yaptığın kişi, kurum ve devlet hilafına arkadan iş çevirmemek tir.
Geleneksel veya modern bürokrasi tartışmalarında "liyakat" ile "sadakat" sıklıkla birbirinin zıddıymış, biri tercih edilince diğeri feda ediliyormuş gibi sunulmaya devam ediliyor. Konu bir kurumun, bir projenin ya da bir ülkenin ortak geleceği olduğunda sadakat liyakatin tamamlayıcı ve ayrılmaz bir unsuru bence.
Liyakat, sadece teknik bir beceri seti, diploma veya ustalıktan ibaret görülmemeli… Bir kişinin işinde uzman olması, fakat o işin nihai amacına, kurumuna veya devletine karşı gizli ajandalar beslemesi, yapılan işin bütünlüğünü bozmaz mı? Bozar. Yıkıcı bir uzmanlık, ehliyetsizlikten daha tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Ayrıca hiçbir sistem barındırdığı aktörlerine güven duymadan işleyemez. Biz burada biat etmek ya da körü körüne itaat etmekten filan bahsetmiyoruz. Ortak ilkelere, kurumun varlık sebebine ve üstlenilen sorumluluğa sadık kalmaktan bahsediyoruz. Arkadan iş çevirmemek, bu sadakatin asgari ve zorunlu şartı olmalı bir zahmet. Tekrar söyleyelim ki memeleket menfaatlerinden bahsediyoruz. şu ya da bu kişi ve kurumların haksız menfaatlerinden değil.